20 Eylül 2010 Pazartesi

Neden bu kadar uzun zamandır yazamadım??

1 hafta diye çıktığım tatilimi uzattım...Yılların getirdiğin yorgunluğu bir nebze üzerimden attım, geldim...


Canım arkadaşım Neda'nın düğününe katıldım... Ama düğün mekanına girişim muhteşem (!!!!!) ve ses getiren (!!!!!) bir giriş olduğu için çekmeyi planladığım fotoğrafları çekemeyip, tüm gece yerimde oturdum :)


İki ayağını birden burkmak herkese nasip olmaz :)) Ama Neda ve Claude o kadar güzellerdi ki ayaklarımın acılarına rağmen dayanamayıp yine birkaç fotoğraflarını çekmeyi başardım..



Düğün için gelen Fransız arkadaşlarımıza İstanbul turu organize ettik...

Nazlı'cığımın kuzeni sevgili Burcu'nun ikiz bebekleri Melis ve Maya'nın doğumu için kurabiyeler hazırladık...
Doğum fotoğraflarını çektim...



...ve son olarak Barış ve Evren'ın düğünü için gelin ve damat kurabiyelerini hazırladım :)


Yaparken çok keyif aldığım gelin ve damatlarımın hazırlığı için ayrı bir post yazacağım :)


Yeni yayın döneminde söz veriyorum blogumu daha sık güncelleyeceğim :))

3 Ağustos 2010 Salı

Su

Su içmek maalesef benim için eziyet gibi :( Su içmemenin sağlıksız olduğunu bilip te içememek!! Ne kadar çabalasam da günde 3 bardaktan yukarı çıkamıyorum. İşte bu sebeple de sürekli kendimce yöntemler geliştirmeye çalışıyorum :)

Geçenlerde aşağıda da görebileceğiniz sürahiyi buldum ve çok beğenerek satın aldım. Bildiğimiz 16lt plastik damacanaların minyatür versiyonu olan bu cam sürahi, tam 2 litre kapasiteli!! Yani hergün şişenin dibini görsem oldu bu iş :)

Hırs yaptım!


Bir de bardağıma dilimlediğim limonları atıyorum ooohhh lezzetine diyecek yok. Tercihe göre taze nane yaprakları da eklenebilir.

Benim gibi su içme sorunu olanlara duyurulur...

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Huzur

Geçtiğimiz bir ay içinde acı, tatlı bir çok şeyi aynı anda yaşadım. 
Ve yaşadıklarımdan, hiç tahmin edemeyeceğim kadar çok ders aldım.

Canım arkadaşımın düğünü benim çok mutlu etti... 
Seneler geçse de, arada mesafeler olsa da dostluğumuz ilkgün kü tazeliğiyle devam etmekte olduğunu öğrendim.

Ananemin aramızdan ayrılışı ailemin tüm fertleri gibi beni de çok fazlasıyla derinden etkiledi...
Hepimiz çok mutlu bir hayat yaşamasını sağladık. Karşılığını hep gözlerinin içinin gülümsemesiyle aldık :) Onun gibi olmamız imkansız ama elimizden geldiğince herşeye pozitif yaklaşmak için çabalayacağız...Onsuz hayata alışmak zor. Ama güzel ve uzun bir hayat yaşadığını bilip teselli bulmaya çalışıyoruz.

Kocacanımın böbrek taşı düşürmesi sırasında çektiği ağrıları dindirememek, çaresiz kalmak beni çok üzdü... Elini tutup acısını dindiremedim belki ama en kötü zamanında yanındaydım. Hiçbir şeyin yakınlarımdan değerli olmadığını öğrendim. Zaten biliyordum :) teyid etmiş oldum :)

Kardeşimin çok istediği işe kabul edildiği haberini alınca büyük bir coşku yaşadım... 
Hiç ummadığımız bir anda karşımıza güzel şeyler çıkabileceğini bir kez daha görmüş oldum.

Dün akşam balkonda otururken tüm bu anlar-duygular ve daha fazlası gözümün önünden geçti. Ve bir kez daha insan denen varlığın ne kadar güçlü olduğunu anladım... Herşeye rağmen hayat devam ediyor...




28 Haziran 2010 Pazartesi

Bugün bir yıldız kaydı!





Canımızdan çok sevdiğimiz, hayat dolu, herşeyden mutlu olmasını bilen büyük bir insanı, güzel bir insanı, ananemi, minikkuşumuzu kaybettik.

Ne mutlu ki çok güzel bir hayat yaşadın. Dolu dolu. Son dakikaya kadar sevdikleriyledin hep. Kimseyi üzmek istemezdin ama bugün çok üzdün bizi ananecim. Çok!




Şimdi bir melek oldun ve yukarıdaki sevdiklerinin yanına gittin. Dilinden düşüremediğin canın kocana, dedeme kavuştun.

Ama peki artık bize seda sayan'ın ilk kocasının adını kim söyleyecek ananecim? Atatürk'le yaşadığı anıları kim anlatacak? Kim hiç beklemediğim bir anda espri yapacak? Kim en güzel reçel tarifini bana verecek? Kim? kim? kim?

Şuan halen kendime gelmiş değilim, gittiğine inanmak istemiyorum... Ama herkesin alıştığı gibi biz de alışıcaz... Çok zor olucak ama alışıcaz...Hiç unutmadan!

Evimizin her köşesi senden bir parçayla dolu. Kafamı nereye çevirsem, neye baksam hep seni hatırlayacağım.

Dün iyi ki gördüm seni. İyi ki elini sımsıkı tuttum, iyi ki saçını okşadım, iyi ki kokunu içime çektim, iyi ki....

Yarından sonra hayat bizim için çok daha zor olucak ananecim. Seni son yolculuğuna uğurlayacağız. Seni çok özleyeceğiz.


Mekanının cennet olacağına eminim ananecim! Seni ömrümün sonuna kadar seveceğim...




26 Haziran 2010 Cumartesi

Biricik arkadaşım evlendi :)


İlkokul 2. sınıfta okul değiştirdim ve başka bir okula kayıt edildim. Sınıfa ilk girdiğim anda Ayça da hayatıma girmiş oldu. Sanmayın ki en yakın arkadaşım oldu... Tam tersi Ayça çalışkanlar listesinde başı çekerken ben yaramazlar listesindeydim :) Yani ayrı dünyaların insanlarıydık :) 4 yıl böyle geçti. İlkokuldan sonra yollarımız ayrılabilirdi ama öyle olmadı. Lise sınavları sonrası bir baktık ki aynı okulu kazanmışız.
İlkokuldaki ayrı dünyaların (!!) insanları olan bizler, lisede aynı dünyanın insanları olduğumuzu fark ettik.. Aynı sınıflarda 8 sene beraber ter döktük. Hayattan bir sürü ders aldık, çok şey öğrendik, çok eğlendik, çok ağladık, çok güldük... Yazmaya başlasam sonu gelmez :)
Üniversitede aynı bölümde olmasak ta yine yakın sayılırdık. Ayça istanbul univ. hukuk bölümünde okudu, bense ist ünv. reklamcılıkta okudum. Kalplerimiz bir olsa da hayatlarımıza farklı kulvarlarda yön vermeye başladık...
Bir gün bana Fransa'ya gideceğini, orada okuyacağını söyledi... Gidemesin, planları iptal olsun diye günlerce dua ettim. Çok üzüldüm... Onca duam boşa gitti ve Ayça da gitti... İlk zamanlarda nasıl olsa okul biticek, gelicek dedim... Sonra baktım geleceği yok, duruma alışmak zorunda kaldım :) Tam alıştım mı? HAYIR! 

Canım dostum yakın bir zamanda bir gün bana süper bir müjde verdi :) François ile evleniyordu... O kadar çok sevindim ki...  Haberi alır almaz biletimizi aldık ve düğün zamanı soluğu Strasbourg'da aldık... Keşke hazırlık zamanı da yanında olabilseydim.

Düğünü burda yazmayacağım sadece fotoğraflarla anlatacağım...
Fotoğralar ne kadar mutlu gün olduğunu anlatıyorlar çünkü...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...