30 Eylül 2010 Perşembe

Lavanta mı dediniz? Evet, evet... Çok severim, hatta bayılırım...

Bu yüzden salondan, mutfağa, balkondan, banyoya kadar evin her yerinde lavanta esintileri hakim :)

Yeni ölen lavantamın yerine Çeşme'den gelen yenisini ektim. Gidip gelip ne zaman çiçek açar diye bakıyorum ...


Yemek hazırlarken ellerim yanmasın diye lavanta desenli fırın eldivenimden vaz geçemiyorum...


Zeytin VS.'den aldığım lavanta kolonyasını her sabah bayıla bayıla kullanıyorum...


Çeşme'de bahçeden topladığım lavantaları minik minik keselere koyup çamaşır çekmecelerine koyup her açışımda mis lavanta kokusunu içime çekiyorum...

Sabunlarımı, gittiğim gördüğüm farklı farklı yerlerden alıyorum, koleksiyonuma ekliyorum...


Ve son olarak Watson's'dan aldığım dinlendirici ve nemlendirici yüz maskesini kullanmak için sabırsızlanıyorum :)


Peki yaz siz?

Siz de, benim gibi lavanta severlerden misiniz? ;)

29 Eylül 2010 Çarşamba

Mmm! Mis kokulu limelar...

Bu yaz Çeşme'ye gittiğimde, her yaz olduğu gibi, Alaçatı pazarından "lime" adı verilen yeşil limonlardan 5-6 tane almıştım. Ama o kadar lezzetlilerdi ki kışa kalmalarına izin vermeden, suya, çaya, limonataya, kokteyle ekleyelim derken hepsini tükettik :)


Annemler dönerken de bu kez 5-6'yla yetinmeyip 1kg siparişi verdim...


Hepsini dilimleyip bir güzel poşetledim.



Mutfağa yayılan o misss gibi limon kokusunu burada tarif etmem mümkün değil :) 

Bakalım kış ayları boyunca hangi bardakları şenlendirecekler...




20 Eylül 2010 Pazartesi

Neden bu kadar uzun zamandır yazamadım??

1 hafta diye çıktığım tatilimi uzattım...Yılların getirdiğin yorgunluğu bir nebze üzerimden attım, geldim...


Canım arkadaşım Neda'nın düğününe katıldım... Ama düğün mekanına girişim muhteşem (!!!!!) ve ses getiren (!!!!!) bir giriş olduğu için çekmeyi planladığım fotoğrafları çekemeyip, tüm gece yerimde oturdum :)


İki ayağını birden burkmak herkese nasip olmaz :)) Ama Neda ve Claude o kadar güzellerdi ki ayaklarımın acılarına rağmen dayanamayıp yine birkaç fotoğraflarını çekmeyi başardım..



Düğün için gelen Fransız arkadaşlarımıza İstanbul turu organize ettik...

Nazlı'cığımın kuzeni sevgili Burcu'nun ikiz bebekleri Melis ve Maya'nın doğumu için kurabiyeler hazırladık...
Doğum fotoğraflarını çektim...



...ve son olarak Barış ve Evren'ın düğünü için gelin ve damat kurabiyelerini hazırladım :)


Yaparken çok keyif aldığım gelin ve damatlarımın hazırlığı için ayrı bir post yazacağım :)


Yeni yayın döneminde söz veriyorum blogumu daha sık güncelleyeceğim :))

3 Ağustos 2010 Salı

Su

Su içmek maalesef benim için eziyet gibi :( Su içmemenin sağlıksız olduğunu bilip te içememek!! Ne kadar çabalasam da günde 3 bardaktan yukarı çıkamıyorum. İşte bu sebeple de sürekli kendimce yöntemler geliştirmeye çalışıyorum :)

Geçenlerde aşağıda da görebileceğiniz sürahiyi buldum ve çok beğenerek satın aldım. Bildiğimiz 16lt plastik damacanaların minyatür versiyonu olan bu cam sürahi, tam 2 litre kapasiteli!! Yani hergün şişenin dibini görsem oldu bu iş :)

Hırs yaptım!


Bir de bardağıma dilimlediğim limonları atıyorum ooohhh lezzetine diyecek yok. Tercihe göre taze nane yaprakları da eklenebilir.

Benim gibi su içme sorunu olanlara duyurulur...

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Huzur

Geçtiğimiz bir ay içinde acı, tatlı bir çok şeyi aynı anda yaşadım. 
Ve yaşadıklarımdan, hiç tahmin edemeyeceğim kadar çok ders aldım.

Canım arkadaşımın düğünü benim çok mutlu etti... 
Seneler geçse de, arada mesafeler olsa da dostluğumuz ilkgün kü tazeliğiyle devam etmekte olduğunu öğrendim.

Ananemin aramızdan ayrılışı ailemin tüm fertleri gibi beni de çok fazlasıyla derinden etkiledi...
Hepimiz çok mutlu bir hayat yaşamasını sağladık. Karşılığını hep gözlerinin içinin gülümsemesiyle aldık :) Onun gibi olmamız imkansız ama elimizden geldiğince herşeye pozitif yaklaşmak için çabalayacağız...Onsuz hayata alışmak zor. Ama güzel ve uzun bir hayat yaşadığını bilip teselli bulmaya çalışıyoruz.

Kocacanımın böbrek taşı düşürmesi sırasında çektiği ağrıları dindirememek, çaresiz kalmak beni çok üzdü... Elini tutup acısını dindiremedim belki ama en kötü zamanında yanındaydım. Hiçbir şeyin yakınlarımdan değerli olmadığını öğrendim. Zaten biliyordum :) teyid etmiş oldum :)

Kardeşimin çok istediği işe kabul edildiği haberini alınca büyük bir coşku yaşadım... 
Hiç ummadığımız bir anda karşımıza güzel şeyler çıkabileceğini bir kez daha görmüş oldum.

Dün akşam balkonda otururken tüm bu anlar-duygular ve daha fazlası gözümün önünden geçti. Ve bir kez daha insan denen varlığın ne kadar güçlü olduğunu anladım... Herşeye rağmen hayat devam ediyor...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...